Yaşlı bireylere bakım vermek gönüllü ya da zorunlu (ebeveyne bakmanın zorunlu olduğunu düşünmek
gibi) bir biçimde enformel bir şekilde gerçekleştiğinde birtakım fiziksel zorlukları beraberinde getirirken
aynı zamanda birçok psikolojik güçlüğü de beraberinde getirmektedir. Bakım verenlerde depresyon, kaygı
bozukluğu, bitkinlik, gibi sorunlarla karşılaşılmaktadır. Bu durum yaşlının bireysel özellikleri, cinsiyeti,
sağlık koşulları, ekonomik durumu gibi yaşlıya bağlı özellikler ile bakım verenin kendi bireysel özellikleri,
cinsiyeti, yaşı, sağlık koşulları, yaşlıya yakınlık derecesi, ekonomik koşulları gibi bir takım etkenlere göre
değişkenlik göstermekle, birlikte bütün bakım verenlerin psikolojik dayanıklılığını arttıracak bir takım ortak
becerilerden söz edilebilir.
Yaşlı bireylerin bakımında onlarla sağlıklı iletişim kurmak oldukça önemlidir. Yaşlı ile iletişim kurulamadığı
zaman yaşlara ‘zor yaşlı’ tanımlaması getirilmektedir. Her yaşının sahip olduğu özelliklere göre onunla
sağlıklı iletişim kurulabilecek farklı yollar vardır. Bununla birlikte yaşlarla iletişim kurarken bazı temel yaklaşımlar
vardır. Öncelikle bakım hizmeti verilen yaşlılar ilgi isteyen, yoğun duygusal tepkiler gösterebilen
ajite bireyler olabilmektedirler. Bu nedenle bakım verenin; güler yüzlü ve samimi bir ilgi, iletişimin başlangıcında
gösterilen en etkili tutum ve davranış olarak kabul edilmektedir. Bunun tam tersi olarak, yaşlı olmaları
nedeniyle kaygı ve korku gibi duygular taşıyan yaşlılarla kurulacak iletişimde; ilgisiz, sinirli ve asık suratlı
bir iletişim tarzı, yaşlının sağlığına olumsuz etki yapabilir. Bakım veren yaşlı ile iletişim kurarken;
• Doğru ve akıcı bir şekilde kendini ifade edebilmeli,
• Uygun bir dil ve iletişim tarzı belirlemeli
• Yaşlı bireyin yaşadıklarını anlamaya çalışabilmelidir.
Yaşlı ile iletişim kurarken karşılaşılan güçlükler:
Yaşlı ile iletişim kurarken yaşlıdan, bakım verenden ya da çevreden kaynaklanabilen bir takım iletişim güçlükleri yaşanabilmektedir. Bunlara aşağıdaki tabloda örnekler verilmiştir.

Yaşlının özelliklerine göre yaşlı ile iletişim:
Yaşlılıkla birlikte ortaya çıkan farklı sağlık sorunlarına bağlı olarak yaşlılarla farklı iletişim yöntemlerine
başvurmak gerekebilir. Felçli, bilinci kapalı, öfkeli, panik halinde olan, tedaviyi reddeden ve ruhsal sağlık
sorunları yaşayan yaşlılarla iletişim kurmak için farklı yöntemler kullanılabilir.
Felçli yaşlı ile iletişim:
Felçli yaşlı, fiziksel olarak yetersizliğinden dolayı diğer bireylerle iletişim kurmakta zorlanabilir. Felçli birey
uygun pozisyonda duramadığı için göz-göze iletişim kuramayabilir. Bunun için yaşlının karşısına geçip
göz teması kurulmalıdır. Fiziksel yetersizliğinden dolayı iletişim kurmakta zorlanan yaşlılar için yardımcı
hareket gereçleri, çağırma zili, telefon, kâğıt, kalem gibi gereçler kullanılabilir. İşitme duyusu bozulmuş
felçli yaşlılarla iyi aydınlatılmış, sessiz bir ortamda yüz-yüze iletişim kurulmalıdır. Eğer yaşlı işitme ciha
zı kullanıyorsa cihazın çalışıp çalışmadığı kontrol edilmelidir. Felçli yaşlı, tekerlekli sandalye bir başkası
tarafından kullanılmasına gereksinim duyuyor olabilir. Tekerlekli sandalyeyi hareket ettirmeden önce her
defasında yaşlıya nereye gitmek istediği sorulmalıdır. Felçli yaşlının iletişimini cesaretlendirmek için uygun
yollar denenmelidir. Örneğin yaşlıya ait objeler ya da resimlerle ilgilenip bunlar hakkında konuşmak için
fırsat yaratılmalıdır. Yaşlının yanıtları yavaşlamış olabilir, onunla konuşulduğunda cevap vermesi için zaman tanınmalıdır. Felçli yaşlı kontrolsüz olarak gülebilir ya da ağlayabilir. Yaşlıya mutluluk ya da üzüntü gibi duygular yaşayıp yaşamadığı sorulmalıdır. Bu durumu tetikleyen etkenler öğrenilerek olabildiğince yaşlının etkilenmesi önlenmelidir. Yaşlı duygularını doğru olarak ifade edemiyorsa felçten sonra bu tür duyguların yaşanmasının yaygın olduğu unutulmamalıdır.
Bilinci kapalı yaşlı ile iletişim:
Bilinç; bireyin kendisinden ve çevresinden haberdar olmama durumudur. İşitme duyusu en son kaybedilen
duyudur ve bilinci kapalı yaşlıların da işitme duyusu devam eder. Bu nedenle yaşlıların işittikleri unutulmamalı ve bilinçsiz yaşlı yoktur varsayımı benimsenmeli, yaşlıya ismiyle hitap edilmeli; basit ve somut terimler, kısa ve net cümleler kullanılarak sözel iletişim kurulmalıdır. Uyaranlara cevap vermeyen yaşlıların
bile çevresinde konuşulanları işitebildiği varsayılarak bu tür yaşlılara yapılacak her tür işlem açıklanmalıdır. İletişim tek yönlü de olsa kurulmalıdır. Ayrıca yaşlı ile iletişime geçmenin diğer yolları denenmelidir.
Çeşitli araştırmalarda tanıdık seslerin olumlu etkileri görülmüş ve tanıdık sesleri işitmenin bir yaşlının klinik
durumu üzerinde etkileri olabileceği belirtilmiştir. Bu yaşlıların isteklerinin bilinebilmesi ancak yakınlarının
yardımı olabilir. Çiçek kokusundan hoşlanan bir yaşlının odasında çiçek bulundurulması, yaşlının hoşlandığı müzik türünün çalınması, aile ile görüşmenin gerekirse yaşlı yanında yapılması yaşlı gereksinimlerinin karşılanmasında önemlidir.
Bilinci kapalı yaşlılara bakım verenlerin yaşlıları yanıtlayamaması yaşlıların cevaplarının ne olduğunu bile
memesi, bu yaşlı ile iletişim kurmada zorlanmalarına neden olabilir. Ancak iletişimin bir ihtiyaç olduğu unu
tulmamalı, yaşlılarla iletişim kurmak için çaba gösterilmelidir. Bilinci kapalı yaşlılarda sadece söylenenler
değil, ses tonu ve arkasında taşınan duygularda önemlidir.
Bilinci kapalı yaşlılar için;
• Günlük temizliği sürdürülmelidir.
• Yaşlı ile konuşulmalıdır.
• Yaşlıyla ailenin konuşması sağlanmalıdır.
• Yaşlıya yapılacak her işlem açıklanmalıdır.
• Yaşlının mahremiyeti korunmalıdır.
Öfke Yaşayan Yaşlıyla İletişim:
Yaşlı rolü, birilerine muhtaç olma, ağrı, bedendeki değişiklikler, beden kontrolünün kaybı, evinden ve aile
sinden uzakta kalma, günlük yaşamdan kopma gibi kayıplar ve sorunlar yaşlıların biyolojik, psikolojik ve
sosyal bütünlüklerine yönelik birer tehdit oluşturabilir. Ya da yaşlı birey bunu bu şekilde algılayabilir. Yaşlı
birey korkularını ve diğer duygularını ifade edecek sözcükleri bulamayabilir. Bu nedenle yaşlılar tedavilerini
reddetme, ya da sözel davranışsal tehditlere yönelme gibi tepkiler gösterebilmektedir. Yaşlılar öfkelerini
doğrudan sözlü sataşmada bulunarak, iğneleyici sözcükler kullanarak ya da seslerini yükselterek ifade
edebilecekleri gibi dolaylı yoldan tedaviyi reddetme, bakımı reddetme, iş birliği yapmama, sık sık isteklerde
bulunarak da ifade edebilirler.
Bakım veren yaşlının öfkesine karşı ne yapmalı?
• Bakım veren öncelikle öfkeyi tanımalı, daha sonra kabul etmeli, anlamalı ve yanıtlamalıdır. Yaşlı kızgın olduğunu ifade ediyorsa öfkeyi tanımak kolaydır, ancak yaşlılar genellikle bunu söylemezler. Ses tonu ve ajite davranışları, yaşlının öfkeli olduğunu gösterebilir.
• Öfke karşısında iletişimi bozan tepki, öfkelendiren kişiye hesap sorma, haddini bildirme, ders verme
ve savunmadır. Yaşlının istemeyerek sinirlendiği durumlarda öfkenin nedeninin araştırılması önemlidir.
“Canınız sıkılmış gibi görünüyor” şeklinde bir cümle yaşlının duygularını sizinle paylaşmasına yardımcı olur.
• Asıl sorunun öfkenin kendisi değil, onun ifade edilme biçimi olduğu unutulmamalıdır.
• Yaşlı ile asla güç savaşına girilmemeli, savunmaya geçilmemeli ve öfke ile karşılık verilmemeli.
• Kendi duygularını kontrol altına almalıdır.
• Sakin konuşmalı, gerekirse odayı terk etmeli ve bir süre sonra tekrar geri gelmelidir.
• Yaşlının davranışlarını ve beden dilini gözlemlemelidir.
• Yaşlının duygularını göstermesine olanak sağlanmalıdır.
• Yaşlının kızgınlık kaynağı araştırılmalıdır.
• Yaşlıya bağırılmamalı ve onunla kavga edilmemelidir.
• Yaşlı çok öfkeli ise ona yaklaşılmamalı ve dokunulmamalıdır.
• Yaşlının duyguları yok sayılmamalıdır. Bu durum öfke kaynağının bulunmasını engeller
• Yaşlının söyledikleri sabırla dinlenmelidir.
• Yaşlı zarar verici davranışlarda bulunuyorsa güvenli bir alana geçilmelidir.
• Yaşlı için zaman ayrılmalı, bu sürede sabırlı olunmalıdır.
• Öfkeli davranışlarından dolayı yaşlı yargılamamalı, öfkesini arttıracak küçümseyen, buyurucu tavır ve ifadelerden kaçınılmalıdır.
• Yapılması gereken tıbbi uygulamalarda, eğer beklemesi gerekiyorsa bunun nedeni açıklanmalıdır.
• Yaşlı yakınları, yaşlının öfkesinin artmasına neden oluyorsa bulunduğu ortamdan uzaklaştırılmalıdır.
• Yaşlı yakınları, yaşlının öfkesinin artmasına neden oluyorsa bulunduğu ortamdan uzaklaştırılmalıdır.
Panik yaşayan yaşlı ile iletişim:
Panik, beklenmedik bir anda, herhangi bir yerde ortaya çıkabilen, yoğun kaygı, bunaltı, korku karışımı bir nöbettir. Bu nöbet kişiye öylesine yoğun bir korku ve huzursuzluk duygusu yaşatır ki kişi kötü bir şey olacağını, sonunun geldiğini veya öleceğini hisseder. Bu korku fırtınasını yaşayan insan, doğal olarak o ortamdan ve durumdan kaçma, uzaklaşma davranışı gösterir. Panik bozukluk birçok psikiyatrik bozuklukta ve bazı fizyolojik yaşlılıklarda (tiroit bezinin aşırı çalışması, kan şekeri düşmesi, enfeksiyon yaşlılıkları, kansızlık vb.) görülebilir. Panik atağı sırasında soluk alma güçlüğü, boğulma hissi, baş dönmesi, baygınlık hissi, çarpıntı, kalp atım sayısında artma, titreme, bulantı, karında rahatsızlık hissi, uyuşma, karıncalanma hissi, sıcak basması, ürperme, göğüs ağrısı gibi bedensel belirtiler ortaya çıkar. Bedensel belirtilerin yanı sıra tabloya sıklıkla ölüm korkusu, delirme ya da kontrolü kaybetme korkusu gibi bilişsel belirtiler eklenir.
Panik yaşayan yaşlı ile iletişim kurmak için ne yapmalı?
• Yaşlı panik içerisindeyse rahat edebileceği ve etrafında kimsenin olmadığı bir yere götürülür. Soğuk kanlı davranılmalı, bireye güvende olduğu hissettirilmelidir. Öncelikle bireyin yaşadığı paniği gidermek için sorunun ne olduğu anlaşılmalıdır. Gerekirse yaşlıya sorular sorulmalı, geribildirimde bulunulmalıdır.
• Panik atak geçiren kişiye bu durumun 10 -15 dakikada geçeceğini, sakinleşmesi gerektiğini söylemek ve nefes egzersizi yapmasını sağlamak çok yerinde ve rahatlatıcı bir davranıştır. Sorun tam olarak an laşılmadan müdahale edilmemelidir.
Tedaviyi Reddeden Yaşlıyla İletişim (bakım koşullarında karşılıklı anlaşmak):
Yaşlılar bazen bağımlılıkları, yetmezlikleri nedeni ile ortaya çıkan kısıtlamalarla karşı karşıya kalabilir. Ruh sağlığı ileri derecede bozulmuş yaşlı ile iletişim:
Ruh sağlığının tanımını yapmak güçtür. Ruh sağlığı, kişinin kendisi ve diğer insanlarla uyum ve denge içinde olmasıdır. Bu uyum katı kurallara bağlı olmayıp değişkenlik ve belli ölçülerde esneklik taşır. Kişinin kendi kendisi ile uyumlu olması, nedeni belli olmayan ve uzun süren kuruntu, kaygı korku ve kuşkulardan uzak olması durumudur. Algı ve düşünce bozuklukları bu tür yaşlıların iletişimlerinde kopukluklara neden olabilir. İletişimle ilgili tüm ilkeler (saygı, empati, kabullenme, mesleki iletişim vb.), gerçek dışı algı ve düşüncelere sahip yaşlılarla iletişimde de geçerlidir.
Bu ilkelere ek olarak;
• Bireyin gerçek dışı algı ve düşünceleri desteklenmemelidir. Yaşlı halüsinasyondan söz ettiğinde konu
değiştirmek, konuşmak gerekiyorsa “Siz öyle hissediyorsunuz?” gibi kısa cümleler kurarak uzatmadan kısaca açıklamalar yapılmalıdır.
• Yaşlının düşünce içeriği bozuk olabilir ya da konuşurken konuşma kesintiye uğrayabilir. Bu yüzden yaşlıyla iletişim kurarken acele edilmemeli söylenilenlerin anlaşıldığından emin olmak için sorular so rulmalı, tekrarlar ve özetler yapılmalıdır.
• Gerçekle bağlantısı bozulmuş bireyler soyut kavramları anlamlandıramayabilirler. Bu nedenle psikolojik sorunu olan bireyle iletişim kurarken soyut kavramlar kullanılmamalı, iletişimi geliştirmek için somut ve kısa anlatımlar kullanılmalıdır.
• Psikolojik sorunu olan bireylerle iletişim kurarken yanlış anlaşılmaları engellemek için iletişimle ilgili tüm ilkelere daha fazla dikkat etmek gerekir. Psikolojik sorunu olan bireyle iletişim kurarken güvenli mesafeye dikkat etmelidir. Yaşlının kendisine ve bakım verene zarar vermemesi önlenmelidir. İletişim esnasında mesafe iyi kullanılmalıdır.
Terminal dönemdeki yaşlı ile iletişim:
Bu dönemde yaşlı ve aile benzer evreleri yaşarlar. Şok, inanamama, inkâr döneminin ardından, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme dönemleri yaşanabilir. Terminal dönemde ele alınmayan öfke, kişiyi depresyona adım adım yaklaştıran etkendir. Öfkenin anlaşılması ve yaşlıya bakım verenlere güç kazanabilmeleri için destek olunması önemli yaklaşımlarıdır. Son günlerini yaşayan yaşlı ile iletişimde temel amaç, kalan yaşamının kalitesini yükseltmektir. Duyguların uygun şekilde paylaşılmasının sağlanması, kalan günler için kısa hedefli planlamalar yapmalarına yardım edilmesi, geçmişin gözden geçirilip bugün yapılabileceklerin değerlendirilmesi, gelecekte onun adına neler yapılmasını istediğinin konuşulması, yaşam kalitesini yükseltebilmek için yapılabilecek eylemlerinden bazılarıdır.
Terminal dönemdeki yaşlıya bakım verenin bazı temel yetkinliklere sahip olması beklenmektedir;
• Empati kurmak
• Dinlemek
• Bilgi sunmak
• Stres faktörlerini ve yaşlı ihtiyaçlarını belirlemekÖzellikle cerrahi ya da dâhiliye gibi yatış süresinin uzun olduğu kliniklerde yaşlı bağımsızlığının kısıtlandığını hissettiği için tedavi olmayı kabul etmeyebilir. Yaşlının pasif pozisyonda olması kararlara katılımının olmaması, odasından/yatağından çıkmasına izin verilmemesi, alışkanlıklarının değişmesi gibi nedenler yaşlının kendisini yetersiz, engellenmiş ve kısıtlanmış hissetmesi neden olur. Bu durumda yaşlı daha kötü ve depresif hissedebilir.
Böyle durumlarda;
• Yaşlı kendi haline bırakılmamalıdır.
• Bakım veren yaşlının davranışını kişiselleştirmemelidir.
• Yaşlı, duygularını paylaşması için cesaretlendirilmelidir.
• Keder yaşama, duygularını ortaya koyma, kaybı kabullenme fırsatı sunulmalıdır.
• Yaşlının korku ve endişeleri paylaşılmalıdır.
• Yaşlı duygu ve düşüncelerinden dolayı kınanmamalıdır.
• Yaşlının sözel olmayan davranışları gözlenmelidir.
• Yaşlının tedaviyi reddetme nedenleri konuşulmalıdır.
• Yaşlının kendine yönelik yapılacakları kontrol etmesine izin verilmelidir.
• İş birliği sağlanmalıdır.
Terminal dönemdeki yaşlıyla iletişimde;
• Bakım veren yaşlı ile iletişim için hazır olmalı, özellikle duygularını kontrol edebilmelidir.
• Yaşlıyla iletişim kısa bir zamana sığdırılmaya çalışılmamalıdır. Yaşlıyı dinlemeye hazır olunmalı ve zaman ayrılmalıdır. Yaşlıyla mümkün olduğunca çok zaman geçirilmelidir.
• Bakım veren yaşlının istediği müddetçe yanında olabileceğine dair güven oluşturmalıdır.
• Yapılan bütün işlemler, amaçlarıyla birlikte açıklanmalıdır.
• Yaşlının içinde bulunduğu durum ile ilgili ne bildiği ve ne algıladığı sorulmalıdır.
• Yaşlıya karşı dürüst ve şefkatli olunmalıdır.
• Yaşlının duygularını paylaşması için açık uçlu sorular sorulmalıdır.
• Yaşlı “Artık vaktim doldu” dediğinde “Bu konu ile ilgili endişelerinizi anlatır mısınız?” denilebilir.
• Yaşlının duygusal durumunu açığa çıkarmasına teşvik eden bir yaklaşım sergilenmelidir.
• Yaşlının sessiz kalmasına veya ağlamasına müsaade edilmelidir.
• Yaşlı duygu ve düşüncelerini anlattığında hemşire dinleyici rolünün farkında olmalıdır.
• Yaşlı karar verme sürecine dâhil edilmelidir.
• Kısa vadede gerçekleştirebileceği hedefler için plan yapması desteklenmelidir. Gün içinde yapabilecek leri değerlendirilmelidir.
• Aile fotoğrafları, anılar üzerinde konuşulup geçmişteki başarıları, yaptığı faydalı işler üzerinde durulmalıdır.
• Gelecekte ise onun adına neler yapılmasının istendiği konusunda konuşulması faydalı olabilmektedir.
• Dokunma terapötik bir yaklaşımdır, uygun olan durumlarda kullanılabilir. Diğer yandan bazı yaşlılar kendilerine dokunulmasından hoşlanmayabilir. Kültürel ve kişisel farklılıklar dikkate alınarak yaşlıya yaklaşılmalıdır.
• Mevcut olanaklar uygunsa aile üyeleri ile iletişim kolaylaştırılmalıdır. Ailesiyle ilgili iletişimde kişisel güçlükler yaşayıp yaşamadığı, endişesi olup olmadığı sorulmalıdır.
• Umudu koruma gereksiniminin farkında olunmalıdır. Terminal dönem yaşlısında umut, oğlunun/ kadar yaşama, beklediği bir satışın gerçekleşmesi, daha az ağrı yaşama şeklinde olabilir.

mesajların açık olduğu, sosyal destek ve ilginin olduğu iletişim tarzdır. Olumlu iletişim tarzı, sadece kriz durumlarında değil mutlu günlerde de paylaşmayı artırarak aidiyetliği pekiştirir. Aile içindeki iyi bir ilişki aile üyelerinin birbirlerini dinlemelerini ve mesajlarını doğru anlamalarını gerektirir. Açık şekilde ben dilini kullanarak iletişim kurmak hem anlaşılmayı hem de karşı tarafı suçlamamayı içerir. Savunucu olmadan ben dili kullanılarak aile üyeleriyle açık iletişim kurmak, olumlu iletişim için model olmayı ve problem çözmeyi de sağlamaktadır. Aile üyeleriyle birlikte zaman geçirmek psikolojik iyi oluşu yükseltecektir. Bakıcıların sorumluluklarından dolayı aile üyeleriyle zaman geçirmeleri kısıtlıdır. Diğer aile üyelerinin organizasyonu ve yardımıyla bakıcılar için aileyle zaman geçirmek, yalnızlık ve soyutlanmışlık duygularını azaltacak ve psikolojik sağlığını artıracaktır. Aile üyelerinin yaşlılarla ilişkisi de önemlidir. Aile içinde yaşlıların bağımlı ve edilgen bireyler olarak değil, kendi sorumluluklarını bilen ve tecrübeli bireyler olarak kabul edilmeleri yaşlılarla ilişkilerin kalitesini artıracaktır. Aile içinde yaşlılara güçlü yanlarını kullanabilecekleri sorumluluklar vermek, kendilerini değerli ve amaçlı hissetmelerini sağlayacaktır.